Tasavvuf 2. Ders

Tasavvuf 2. Ders  2017
Bir önceki derste
-Tasavvuf kelime anlamı
-Efendimiz 'in hayatındaki delili
-Kurandan tasavvufa kaynak bir ayet (bu konu uzun..)
-Rabıta
-Mursidi kamil  konularına değindik.
Tasavvuf konusunda bize rehber olabilecek
Hocamızın tasavvuf kitabi, hak yolculuğu kitabı ve Abdullah Sert hocanın irfan sohbetleri kitaplarını edinip muhakkak okuyalım inşallah.

Mürşidi kamile neden ihtiyaç var?

Efendimiz dönemine bir bakarsak yeni dine girmiş insanların mücadeleyi,ahkamı ,dini öğrenme yöntemini , bir insanın -efendimizin- şahsında seyretmesi, şahid olması örnek alması ve bunu muhabbetle yapması var.
Tasavvuf bu durumu baz alarak , dini yaşamayı ve yaşatmayı bir mürşidi kamil etrafında,ille muhabbetle temin ediyor. Efendimizin etrafında bir feyz ,şekil kivam alma temrinidir tarikatlar. Insan zaten sevdiğinin etrafında olmaya , ondan beslenmeye, onun sahsiyetinden nasip almaya meyilli bir varlıktır. Tasavvuf bu temayülü odak olarak alır ve boylece Müslüman şahsiyeti olusturmak temel amacı olur.
Bir kimse dini eserler okuyarak öğrenebilir, fakat tasavvuf teoriden çok pratik bir disiplindir.

Sadatı kiram silsilesinden her dönemde yaşayan bir zattan görerek yaşayarak öğretmek tarikatın metodudur. Bu da kişinin verilerini,kabiliyetlerini geliştirmesi acısından en uygun yoldur.
Mesela bir kitap okuduğumuzda  beynimizde ona bir dosya açıyoruz, ruh dünyamıza oradan bir pay düşüyor. Bu kitabın fikrini beğenebiliriz, yazarında sıkıntı olabilir , ve ya arada bir duygu düşünce, aktarilmayan yerde bir yara varsa hepsi bir akımla geçiyor bize.. Bir ilahî dinliyoruz her şeyi muhteşem olsa söyleyen insanın payı var, ortamın halin.. O insanın şeriatı sünneti seniyyeyle ilişkisi sıkıntıları yaraları hepsi transfer oluyor bize..
Insan yapı olarak,hepsini aynı kaynaktan almak ister aslında. Tasavvuf da kanalları teke indirir  sadeleştirir insana uygun hale getirir.
Bizim şimdi parçalı bölüklü bir şahsiyet gelişimimiz var. Ilmi manevi anlamda karişik yerlerden beslendigimiz için olumsuz etkilerin altında kalıyoruz.
Tarikat tasavvufta önemli olan muhabbettir dersek hata olur; önce şeriat önce sünnet..
Müslüman bir genç kız kendisine talip olan içki satıcısını sevdim deyip kabul edebilir mi, ederse çekeceği vardır diyebiliriz heralde...

⚘Mürşid nasıl seçilir?

Bütün bu ifade etmeye calistiklarimizdan dolayi mürşid seçerken,
1) Şeriata hassasiyeti
2) Sünneti seniyyeye tabiiyeti
Bu ikisi olmazsa olmaz şiarımız olacak. Yoksa sevgi ile gelen bir sarhoşluk haliyle Allah muhafaza insanların çok tehlikeli hataları olabiliyor.Muhabbetle kaymalar olur.  Sarhoşluk hali diye bir şey var mesela eli opulebilir deniyor, şeriatın sünnetin hilâfında olan her şey külliyen yanlış. Şahsi yaşanan hatalar toplumu ilgilendirmez bizim yükümlülüğümüz topluma da tasavvufun doğru halini sürekli yaymalıyız. Halk sevince koordinatları şaşırabiliyor.Ask sarmaşık gibi kalbi sarınca  Şeyhini Allahi peygamberi biliyor, burasi tasavvufun en cetrefilli yeri.Ethem hoca hep tasavvuf cahil halkın entellektuel işi derken bunu söylemek istiyor. Okumak anlamak her şeyi yerli yerine koymak durumundayiz.
Bir insanın şahsında Allahi görmek yani kisinin size Allahi hatırlatması onun varligini yakinda hissetmek ,şahsında manevi beslenme bizi temiz bir çevreye alır.
Mesela yolda gelirken bütün levhaları okuyoruz , bütün vitrinlere bakıyoruz bütün insanlara bakıyorsak,kalbimizde  bir huzur hali kalmaz. Tasavvuf insani her haliyle alır, her halini iyileştirerek  onu gerçek sağlam kaliteli müslüman olma yolunda ilerletir . Derdi müslüman şahsiyetinin gelişimidir. Insanın yetişmesidir.
Yürürken ayağın yere basarak yürüyeceksin bu demek, iç gözünü kendini ilgilendirmeyen şeylerden alıkoymasidir. Yoksa ham dervislikle başıni eğip önünü görmemek değil.
En temel hali tekkede gece ibadette gündüz hizmetle mürşidinin yanında seyru sulûk çıkaracak, aşkla muhabbetle yetişecek. Amaç nedir diye düşünürsek, kalpte bir oluşum bekleniyor galiba. Bir ortam bir kıvam oluşturarak kalpte bir muhabbetle veledi kalp oluşacak.
Yumurtanın oluşumunu düşünelim, 21 gün belli bir karanlık belli bir sıcaklık ve anne  muhabbetiyle bir civciv bekleniyor.
Kalp bir anlamda bir rahim gibi, o karanlık odada sabırla beklemek,veledi kalbin oluşması için gözün gönlün her türlü dua etkiden korunması da tasavvufun derdi. Aydınlıkta herkesin ortasında şahsiyet temeli oluşmaz. Bunun yanında mutlaka bir muhabbet telkini yapılır. Doğacak veledi kalp için gerekli.
Kalbe zikri granite vurur gibi hızla vurun diyor Mahmud Sami hazretleri, bu hadise aslında bir manevi dölleme hareketi. Sonuç almak için süreklilik devamlılık ve muhabbet çok önemli. Bir gün askliyiz bir gün yok, kuluçka soğur sonuç alınmaz.

⚘Tasavvuf diğer islami ilimlere karşı mı ?

Altın silsileyi okuyoruz. Içlerinde ben Allah a aşık oldum haydi toplanın etrafima diyen bir mürşid gördük mü hiç.. 
Çocuk yaşlarında bütün islami ilimleri alıyorlar, çoğu hafız, bütün ilimler tahsil edilince bir veliye bende olmaya geliyor sıra..
Hiç mutasavvif ilme karşı olur mu, anlamıyoruz sırayı karıştırmışız bari tân etmeyelim.
Sulukunu bitirmeyene kız vermezlermiş. Bizim iki kuşak öncemiz namaz oruç kazası olana ders verilmez diyorlardı.
Biz şimdi ahir zaman , son vagona binip kurtulmayı umud ediyoruz.

⚘Letaifler nedir, çalıştığını nasıl anlarız, ders nasıl geçilir?

Veledi kalp doğdu diyelim . Şimdi onu beslemek gerekecek , bu sürede gözümüzü gönlümüzü korumamız gerekecek . Çünkü bebek lezzetli diye farklı diye çeşit çeşit yemek yemez , annenin kendi bünyesinden kendi özünden çıkan sütle beslenir. Onun için başka yerlere başka muhabbetlere gönlü dağıtmadan zikre devam etmek gerekir. Bir de şu halkaya bakayım şunlar da çok güzel diyerek muhabbeti dağıtmamak gerekir.
Kalpte başlatan zikir, kalpten ruha, ruhtan sırra ,sırdan hafiye oradan da ahfaya geçer. Nakış nakış sadrinizi Allah la işler. Bütün bu oluşum gece olur. Bebegin doğumu , boyunun uzaması, hepsi gece olur.
Biz de dersimizi gece , Ama her gece çekeceğiz ki zikirle sürekli besleyelim veledi kalbi..
Bir var bir yok olunca , bitiyor oluşum, sıfırdan başlamak zorunda kalıyoruz.

Derslerimiz nasıl değişir?

Aşk ,muhabbet ,karanlık, halvet gayret bir oluşum bekliyoruz.
Bir veledi kalpten bahsediyoruz. Bir manevi kalp çocuğu, büyüyüp beslenerek kalpten ruha, ruhtan sırra sırdan hafi ordan ahfaya geçerek, bizi kalp seviyesinden alıp içimize kadar Allah la işliyor. Bunu zikirle her gün beslememiz gerekiyor.Bu yüzden diyoruz ki,zikrin her gece muhakkak yapılması gerekir. Muayyen günde ara verirsek zaten pamuk ipliğiyle bağlı olan kalpteki oluşum kopar gider yeniden başlarız.

Sami Efendi bir ders almak isteyen bir muridine parmağıyla işaret ederek şurda kalbi surda ruhu şurda sırrı,hafiyi ahfayi cekersiniz diyor. Bir hareketiyle kalpten ruha geçiyor zikri müridin..
5 letaif birden tamam oluyor. Kişi teşne, veren de ehil olunca, bir hareketle bir nazarla bir sözle oradan oraya geçilir..
Biz.. Hacı amca rahmetli 200-300 zikir verirdi.2 -3 günlük aşkımızla o kadar çekip sonra bırakıyoruz. Çünkü kalbi dağıtacak yer bol.. Bir o hoca efendiye bir sosyal medyaya bir şuraya buraya takılıyoruz, haram kerih takılmaları, o kafeyi bu adamı su şarkıyı  saymayalım bile..
Sonra halimizi yazalım deyince dile ne gelir.. Yazsak ne diyecegiz.. Benim gönlüm her yerde eğlendi, kalbimin hangi halini yazayim ..

Çeşitli vesilelerle derslerimizi gece yapamıyorsak ne yapmalıyız?

Önemli olan aşk ve muhabbet.. Gece bebek huysuzlanıyor ilgi istiyor diyelim.  Kalpte muhabbet olunca firsat buldugu anda bir kısım istiğfarı bir kısım rabitayi yapar kalbi soğutmadan dersi tamamlarız inşallah. Önemli olan halis niyetle o bağın kopmaması, güzel halin ölmemesi..
Sonra ölen halin diriltilmesi icin ders artırılıyor, bu sefer çok geliyor hiç çekemiyor kişi ..
Biz kendimize yeniden bakalım,      Olsun,bir kere Allah dese aşk ile kişi, bütün kalbi titremeli..
Titrerse kalple ruh arasındaki var olan bağ harekete geçiyor.. O bağ zaten var biz ortaya çıkarmaya çalışıyoruz.
Illa ki gece diye bunun için diyoruz.  Oldu bir gece yapamadık, dert edineceğiz mümkün olduğu kadar hemen, insanlar ortaya düşmeden güneş yukarı çıkmadan, kalbin suyu bulanmadan kalbimizi oraya getireceğiz. Allah la başbaşa kalma ortamını kaçırmayacağız. Dersin başı zaten bir istiğfar temizlik , salavatla bir bağ üzerine beraberlik inşallah.. Biraz gayret edersek letaiflerin arka arkaya çok hızlı çalıştığına şahid oluruz inşallah..
Cehdu gayret..

Letaifler nasıl çalışır?

Aslında bunlar anlatılmazdı . Dersini alan kişi zikir çektikçe kendinde olan değişimi takip etmeyi öğrenirdi.
Kimi ağrı kimi yanma kimi bir hareket hissediyor, bir üstünlük durumu yok burada. Kiminin dışardan görünen bir hareket kimininki ise sadece bir hisle oluyor, bir ihtiyaç hissediyorum diyor.. Aslında bebeğin anne karnındaki hareketine çok benziyor letaiflerin çalışması..
Bazen oluyor ki belli bir dersteyken çok ilerde bir yerden bir işaret alıyor kişi yazıyor, nizami olsun diye geçirmiyorlar aynı sıra takip ediliyor. Çok önemli bir disiplin bu..
Biz yine diyoruz ki,
Olsun, biz efendimizin en büyük sünnetine sarılıp gece iki rekatcik da olsa namaz kılalım, bir koyun sağımı vakti de olsa Allah la beraberlik yakalayalım. Biz sadece öyle kalkıp iki rekat namaz kılıp elimize bir tesbih alıp döndürüp yatıyorsak da, olsun ehven deriz.. Hiç yoktan iyidir deriz. Biz seçenekleri sunalım da herkes ne olmak istiyorsa ona göre kendine bir daha bakar, gecenin rahmet yağmurunun altında evliya da yetişir, bizim gibi seccade basinda uyuyan horlayanda bir nasip alır.. Biz karar verelim ne olmak istiyoruz?
Burası zorlu bir yol.. Buraya girmek için bir dürtü bir muhabbet gerekir. Bizim muhabbetlerimiz de o kadar dağınık ki malesef.. Bir hoca efendiye intisab eden bir kişi başka birine bakabilir mi , can ciğer arkadaş olduğunuz birinin yerine başkasını koyabilir misiniz ? Önce muhabbet büyür istikamet bulur sonra genişleyerek oraya birilerini dahil eder.
Önce muhabbetimize niyetimize bakıp, kendimizden bir sonuç bekliyorsak düzen tutturacagiz.
40 gün düzenli zikrimizi çekelim. Faydaya inandıysak vazgeçmeyiz inşallah.. Dersler gide gele değişmeyince de bir bıkkınlık olabiliyor , olsun deyip yeniden gayret ederiz inşallah..

Sohbete neden herkes iştirak edemiyor? Herkes faydalansa daha iyi olmaz mı?

Meselenin karanlık, halvetle gelişen bir yönü var. Sohbetler tarikatın en önemli kısmı diyebiliriz. Sohbet haftada bir kalbin manevi ihtiyacı için muhakkak istenir. Kalp sohbete hazırlanır, aynı yolda aynı amaç için uğraşan muridan diz dize saf tutar gibi oturur , birbirinden istifade eder. O gün ilk gelen bir insan vaaz dinlemek niyetiyle geliyor diyelim. Kendisinin daha sıkıntıları soruları var belki.Kalbi bir kararda sabit olmayınca akım kesiliyor. Ben içimde sami efendinin esad efendinin osman efendinin muhabbetini taşıyorsam bu muhabbeti taşıyanlarla beraber olmak beni besler. Ortam karistikca buranın bir adi olmuyor, burası Nakşi tarikatının bir ders halkası diyemiyoruz. Oran önemli, 10 kişi 1 kişiyi içine alabilir . Oran değişince ortam değişiyor. Aslında sohbet denen şey,sahabenin  oturduğunuz yerden cenneti cehennemi görüyoruz dediği yer.. Perdelerin açıldığı, günahtan alıkoyan kuvvetin, Allah a yakın edecek muhabbetin mayalandigi temel yer.. Kalp yunmalı yıkanmalı sohbette..
Böyle bakınca herkes hak verir herhalde , nereden geldiniz , devam etme niyetiniz var mı sorusunu neden sorduğumuza...
Bazı insanlar çok rahatsiz oluyor bu durumdan . Galiba sebebi yaşadığımız zamanda teknolojinin getirdiği tek tıkla bir başkasının özel hayatına girebilme özgürlüğü.. Her yere rahat girebiliyorum diyen insan sınır gördüğü zaman , neden diyebiliyor. Neden herkes tv 'de radyoda rahat rahat konuşurken siz sesinizi sakınıyorsunuz diyebiliyor. Çok acı burası.. Sınırımız olsun, sınırlara saygımız olsun..

Kurallar neden var?

Bu sohbete adab sohbeti diyoruz. Adab edebin çoğulu.. Elbette belirli kuralları edebleri var;

Yolda gelirken kalp hazirligi yapılsın.
Yolda konusulmasin , giderken de konusulmasin.
Diz üstü oturulsun.
Yanındaki ile irtibat kurulmasın.
Beyaz başörtü örtülsün
Saatli olsun 45 dk geçmesin.
Neden bu kurallar? 
Bir veledi kalp dedik hep , bir rahm hazırlanmalı bunun için sohbete gelen kalp iç dış konuşmalardan çekilmeli kendi haline kalıp, diz üstü oturarak namazın tesehhud oturusunda gibi ki bu oturuş terapi eder insanı, kalbine sonda vursun. En dipte bize ruhundan üfleyen Allah cc var.. Onu bulduk.. letaiflerle sadrimiza kadar hissettik.

Susarsak kalbimizin farkına varırız. Kurallara uymadigimizda  toptan kaybediyoruz. Tasavvuf sadece bunun eğitimini verir diyebiliriz, oturduğu zaman kişi derinine iner Allahi bulur..
Onu zikirle yukarı çeker.. Su yüzüne çıkarıp O 'nun rengine boyanmaya çalışır.
صبغة الله..
Kendi toprak bedenimizden soyunmaya çalışıyoruz. Allah zikriyle suvarmaya çalışıyoruz Bütün bu zikirlerden sonra murakabelerle bu hali geliştirmeye çalışıyoruz. Sonra öyle bir hal gelir ki, HER AN, Allah la beraber olursunuz..
Yer , içer, gezer görünürsünüz kalpte Allah sabittir.  Mevlananın dediği gibi sol ayak merkezde sağ ayak dünyayı dolaşır.

Saat çok önemli mesela.. Kişinin dakikligi oraya duyduğu muhabbetin titizliğini gosterir. Sevgili saat 3 te gel dese 3 çeyrek kurtarır der miyiz ? Osman efendinin Musa efendiyi anlattığı yerler var, titiz bir insanın Allah yolundaki hali nasıl oluyor dinleyelim.. zengin bir insanın tuvalet taşlarını kendi kurulayarak şeyhini beklemesi.. Allah a aşk böyle titizliklerle görünüyor demek ki..

Beyaz örtü diyoruz,disardaki örtümüze göz değdi titizliği.. Ne kadar zor geliyorsak , dağınıksak da toparlanmak..

Bu dergaha eğri odun yakışmaz diyor Taptuk Emre.. Her halde bir düzen intizam isteniyor.

Ders kağıdı yazıyoruz.. Allah a olan titizligimizi gösteriyor her halimiz , defterden koparılmış, zarfsız ikiye katlanmış , yazısı özensiz bir ders kağıdı, ona verdiğimiz önemi gösterir heralde..

Kişinin Allah a olan muhabbetinden kalbi titrer , bir haşyet duygusu O na olan tazimini her noktada gösterir inşallah. Allah deyince her yeri düzene girmeli insanın..

Ses olmasın diyoruz, çocuklu olanlar şöyle yapsa diyoruz , alınmayalım kirilmayalim hep beraber sükûn bulmaya çalışıyoruz.

Mürşidin her dediği yapılmalı mı?

Insanın kalbinde bölümler vardır.Insan çok komplike bir varlık. Sadece muhabbetten teşekkül değil . Içinde doğal bir temayül olarak sevdiğine teslim olma dürtüsü var. Herşeyim senin olsun , senin dediğin gibi olsun  demek muhabbetin doğal sonucu.. Tasavvuf bu muhabbeti değerlendirir. Şeyh efendinin bir dediği iki edilmez, biri de söylemeden anlamaya çalışılır. Bu kalbin Allah a kulluk terbiyesi için gereklidir.
Ama şeyh efendi Allah değildir, peygamber de değildir.
Sahabe efendimizi çok seviyor ama onun vefatıyla imtihan oluyor.
Aklımız var, muhabbetimiz var, şeriat var. Bizim her şeyi yerli yerinde kullanacak kamil bir kalbimizin olması lazım.  Çok seviyorum ama söylediği şeriata uymuyor, ayırırım.
Hz Ebubekir bu anlamda bize en güzel örnektir.  Tarikatımızın efendimizden sonraki ilk halkası, efendimize yanındayken bile özlem duyan, sıddık vasfi olan ebubekir.. Efendimizin ölüm haberini sahabeye o verir , ve dirayetle eğer peygambere kulluk ediyorsanız  Muhammed sav. ölmüştür ama Allah bakidir der...
Bunu ona yaptıran nasıl bir iman acaba.. Nasıl bir muhabbet..
Severiz , hata yaparsa hata deriz , muhabbet doya doya yaşanır, ama bu muhabbet evrilir , büyür kamil hale gelir.
Benim kulluk eğitimini aldığım insan Osman efendidir. Annem babam merciimdir , dostum merciimdir. Her alani ehlinden alacağız. Entellektuel olacağız. Her şeyin temrinini kalpte muhabbetle birlestirecegiz.
Kendi gelişmemiş  aklımızı tarikate mal etmeyelim.

Bunların farkında olan kaç şeyh efendi var acaba, burası da bir başka açı.. insanlar ilah oldum zannediveriyorlar Allah korusun. Yol uzun menzil çok derin sular var..

Halk arasında bir fevkaladelik atfediliyor. Şeyh efendi beni görüyor, görür şeyh efendi, arkadaşınız da görebilir Allah isterse ..
Bazıları tarikatten uçmak kaçmak fevkaladelikler bekliyor , görsem diye mi bekleyeceğiz müşrikler gibi ..
Bu güzel ali yoldan istifade nasib etsin, burası kulluk yolu.. Sesimize adımımıza her halimize dikkat edeceğiz terbiye ediliyoruz. Kul olmaya çalışıyoruz.

Hatme nedir?
Sohbet halkası için söylediğimiz her husus hatme için bir üst noktada diyebiliriz.  Hatme beraber bir zikir talimi.. Bunun için kisinin kalbinin belli bir seviyeye gelmiş olması, belli bir yoğunluğu kaldırabiliyor olması isteniyor.
Bir kişinin başkanlığında önce bir arınma sonra bir zikir temrini diyebiliriz hatme için..
Önce dersi ileri seviye olanlar için dendi, sonra muhabbeti olanlar da olsun dendi.
Bir deneme yaptik, hatmecik oldu diyelim. Dersi ileri olanlar desek birileri nereye gidiyorsun beni neden cagirmadilar dese, kendisi için korkarım, bu yol susma yolu..
Cağırılırsak gideriz, çağrılmazsak susarız. Edep yolu burası, tard ediliveririz. Allah korusun.
Başımızda yöneten biri var o başladı mi başlarız, bitirdi mi bitiririz. Kendi halimizde uçup farklı haller yasayacaksak, nerde disiplin, nerde birliktelik.. Bir şey olacaksak birlikte olacağız.
Bir maya tutturulur o mayanın içine birileri zamanla alınır inşallah. Herkesin ortalama aynı seviyede olması istenir ki , kimse kendini bir diğeriyle kıyaslamasın. Onun halini kendinden yukarı aşağı görüp fitneye düşmesin. Uçup kaçmak değil istenen Illa hal, illa edep..
Bu yüzden alınıp kirilmayalim..
Adam kayirilmiyor, hükümet kurulmuyor.. Grup iki uc sınırda olunca sıkıntı olabiliyor.
Birliktelik ruhunu yakalayıp baştaki sesi takip edebilmemiz gerekiyor.. Sonrasında yaşanan ağrılar sıkıntılar da bir çeşit ağırlığın belirtisi.. Demek ki halimiz orası değil, bunda üzülecek bir durum yok, kabımız kadar sorumluyuz, cagrilmiyorsak demek ki gerekmiyormus diyecegiz.
Dua edelim de grubumuzun böyle çekirdek bir mayası olsun.
Burası cennet vizesi değil, bazı kasları çalıştırma yeri gibi düşünün çalışsın ki daha hizmet edeceğiz. Kul olacağız..
Dervisligin en önemli şartı;
Herkes kendi haline bakacak, etrafa değil..
Vesselam...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lokma

Egitimciye notlar...